Son Bildiri Kitapçığı Kongreden sonra Fıtık Derneği Sitesinde Yayınlanacaktır

V1
Transabdominal preperitoneal herni onarımında vicyrl ile mesh tespitinin postoperatif ağrıya etkisi
Erkan Karacan*, Eyüp Murat Yılmaz**
*Aydın Devlet Hastanesi, Aydın
**Adnan Menderes Üniversitesi, Aydın

 

AMAÇ Kasık fıtıkları günümüzde görülen fıtık çeşitlerinden en çok görülenidir. Daha çok erkeklerde gelişir. 1983 yılında laparoskopik kolesistektominin gelişiminden sonra minimal invaziv cerrahi tekniklerde ilerleme olmuştur. 1993 yılında kasık fıtıkları kapalı yöntemle onarılmaya başlanmıştır. Çeşitli minimal invaziv teknikler olmakla birlikte bu yöntemler arasında birbirlerine karşı avantaj ve dezavantajları net olarak ortaya konamamıştır. Bizde sunumuzda laparoskopik inguinal herni cerrahisinde size tacker kullanmadan yapılan TAPP( Transabdominal preperitoneal) tekniklerinin erken sonuçlarını sizlerle paylaşmayı planladık. GEREÇ VE YÖNTEM TAPP sonrası kasık ağrıları sık karşılaştığımız sorunlardandır. Bunların büyük çoğunluğu kullanılan tackera ve cinsine göre değişmektedir. Absorbabl tackerlarda ağrı tackerın absorbe olma süresine kadar sürebilirken, nonabsorbabl tackerlarda ağrının kronikleşme oranı daha fazladır. TAPP tekniği ile opere ettiğimiz hastalarda mesh tespitinde vicyrl sütür kullanarak postoperatif ağrının azaltılmasını amaçladık. BULGULAR 2019 yılında yapılan TAPP’larda mesh fiksasyonu vicrl ile yapılan 10 hastamızın 6 aylık takibinde nüks saptanmazken, ağrının diğer hastalara kıyasla daha az olduğu, nüks açısından tacker ile mesh tespiti yapılan hastalar ile arasında bir fark olmadığını gözlemledik. TARTIŞMA VE SONUÇ TAPP tekniği açık cerrahiye kıyasla daha konforlu bir teknik olmasına rağmen, ameliyat esnasında mesh tespitinde kullanılan tackerlar konforsuzluğa ve ağrılara neden olabilmektedir. Postoperatif ağrının azaltılması ve konforun artırılması açısından mesh tespitinde vicyrl süturlar güvenle kullanılabilir.

  

  

V2
Transabdominal preperitoneal direkt herni onarımlarında direkt herni defektinin sütüre edilerek kapatılmasının avantajları
Erkan Karacan*, Eyüp Murat Yılmaz**
*Aydın Devlet Hastanesi, Aydın
**Adnan Menderes Üniversitesi, Aydın

 

AMAÇ Laparoskopi kasık fıtıklarında günümüzde pek çok farklı onarım tekniği mevcuttur. Transabdominal preperitoneal(TAPP) onarım tekniğide bunlardan biridir. Özellikle direkt hernilerde laparoskopik inguinal herni onarımı sonrası seroma sıklıkla karşılaştığımız bir problemdir. Seroma postoperatif ağrıya sebep olmasının yanı sıra konforu ve işe geri dönüş süresini uzatmaktadır. TAPP tekniği ile inguinal herni onarımı yaptığımız hastalarda direkt herni defekt bölgesini sütüte ederek kapatarak seroma görülmesini azaltmayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM Laparoskopik olarak onarılan direkt inguinal hernilerde post op dönemde gelişen seroma ciddi ağrılara sebep olabilmekte ve hasta konforunu olumsuz etkilemektedir. Laparoskopik teknik ile onarılan direkt inguinal hernide; herni defektinin inverte halde sütüre edilerek kapatılmasının, daha az seromaya neden olacağı ve daha az nükse olabileceğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Bizde size TAPP tekniğinde direkt herni defektinin süture edilerek kapatılmasında kısa dönem sonuçlarını paylaşacağız. BULGULAR 2019 yılında opere ettiğimiz 5 direkt hernili hastamızda direkt herni defektini 2/0 PDS(polydioxanone) ile süture ederek kapattık. İlk 3 aylık takiplerinde hastalarda nüks görülmedi. Normal yapılan vakalara oranla anlamlı fark görülmedi. Hastaların hiçbirinde seroma gözlenmedi. TARTIŞMA VE SONUÇ Seroma özellikle direkt hernilerde yapılan laparoskopik onarım sonrası sıklıkla görülmektedir. Seroma hastada postoperatif ağrıya sebep olmakta, hastanın işe geri dönüş süresini uzatmaktadır. Çalışmamızda TAPP tekniği ile opere edilen hastalarda herni defektinin inverte edilerek kapatıldığında seromanın daha az olduğunun ve konforun daha fazla olduğunu gözlemledik. Laparoskopik direkt herni onarımlarında defekt bölgesi güvenle onarılarak hasta konforu artırılabilir.

 

 

V3
Açık hiatal herni cerrahisi sonrası gelişen nüks hiatal herni ve karın ön duvarı fıtığının laparoskopik onarımı
Ozan Şen*, Fatih Can Karaca**, Ahmet Gökhan Türkçapar*
*Türkçapar Bariatrics,
**İstanbul Cerrahi Hastanesi, İstanbul

 

Amaç: Nüks oranları benzer olsa da laparoskopik hiatal herni(HH) cerrahisinin açık yöntemle karşılaştırıldığında çok sayıda artısı bulunmaktadır. Daha az ağrı, hızlı iyileşme süresi, insizyonel herni ve yara yeri enfeksiyonu riskinin daha az olması bunlardan bazılarıdır. Biz burada laparoskopik başlanıp açığa dönülen açık HH cerrahisi sonrası nüks görülen ve üzerine insizyonel herni gelişen bir hastanın laparoskopik yöntemle düzeltme ameliyatını sunacağız. Gereç ve Yöntem: 55 yaşında bayan hastaya dış merkezde tip 1 HH ve gastroözofageal reflü hastalığı teşhisi ile 2009'da açık HH onarımı ve Nissen fundoplikasyon ameliyatı yapılmış. Sentetik greft(mesh) kullanılmamış. Hasta 1 yıl sonra eski şikayetlerinde tekrarlama ve karında şişlik şikayetiyle tarafımıza başvurdu. Yapılan değerlendirmede nüks HH ve geniş insizyonel herni tespit edildi. Hastaya laparoskopik revizyon cerrahisi planlandı. Bulgular: Ameliyatta geniş hiatal diseksiyonla herni redüksiyonu yapıldı. Karın içi yeterli özofagus uzunluğu sağlanacak şekilde özofagus mobilizasyonuna önem verildi. Eski fundoplikasyon bozuldu. Hiatal açıklık tamir edildi, sentetik greft (mesh) kullanılarak kruslar desteklendi. Takiben fundoplikasyon yeniden oluşturuldu. Daha sonra ilk ameliyata bağlı orta hatta gelişen insizyonel herni bölgesine geçildi. Öncelikle 2.0 prolen sütür ile ayrılan fasya kenarları birbine yaklaştırılarak primer tamir yapıldı. Sonrasında 20x30 cm Parietex compozit ventral mesh kullanılarak karın duvarı desteklendi. Ameliyat sonrası süreci sorunsuz geçiren hasta 2. gün taburcu edildi. Tartışma ve Sonuç: Günümüzde HH veya gastroözofageal reflü hastalığının cerrahi tedavisinde önerilen altın standart yaklaşım laparoskopik cerrahidir. Laparoskopik ve açık cerrahiyi karşılaştıran çalışmalarda etkinlik ve nüks oranları benzer olsa da, laparoskopik cerrahi daha düşük morbidite oranına sahiptir. Laparoskopik HH cerrahisi ileri düzeyde laparoskopik deneyim ve tecrübe gerektirir. Yeterli deneyim kazanılmadan bu ameliyatlara başlanması açığa dönme riskini artırır. Bu da hastaya ileriki yaşamında ek morbidite getirir. Anahtar Kelimeler: Hiatal herni, cerrahi yöntem, morbidite, deneyim

 

 

V4
Laparoskopik nüks epigastrik fıtık onarımında intraperitoneal onlay mesh (IPOM) tekniğinin dual mesh yerine daha az maliyetli olan prolen mesh ile uygulanması.
Ahmet Turan Durak
*Urla Devlet Hastanesi, İzmir

 

AMAÇ: Karın duvarı fıtıklarının laparoskopik onarımı uygun vakalarda avantajları nedeniyle son yıllarda artan uygulama alanı bulmaktadır. Karın duvarı fıtıklarının laparoskopik İPOM tekniği 1993 yılından beri uygulanan bir yöntemdir. Uygun hastalarda bu maliyeti düşürülmesi için bu operasyon tekniğinin dual yama yerine propilen yama ile yapılması amaçlanmıştır. GEREÇ ve YÖNTEM: Daha önce başka bir merkezde yama ile açık onarım yapılan nüks epigastrik fıtık tanısı olan 32 yaşında kadın vaka da kapalı yöntemle onarım yapılması planlandı. Epigastrik fıtık defektine 7 cm(santimetre) mesafeden aynı hizadan batın insufle edildi. Defekte 5 cm mesafeden preperitoneal alan açılarak periton dokusu fıtık defektinden beşer santimetre mesafeden ayrıştırıldı. Faysa 0 vicryl yardımıyla intrakorporal sütür tekniği ile karşılıklı kapatıldı. Yama, yama sabitleyici yardımıyla alanı kapsayacak şekilde adele tabakasına tespit edildi. Daha sonra peritoneal doku yine yama sabitleyici yardımıyla kapatılarak operasyona son verildi. BULGULAR Genel Anestezi altında yapılan ameliyat 75 dakika sürdü. Ameliyatın ertesi günü görsel analog skala iki ve on beşinci gün sıfır olarak belirtildi. Fıtık defektinde palpasyonla hissedilen yaklaşık iki cm çapta seroma ile uyumlu fluktuasyon mevcuttu. Ameliyat sonrası kırkbeşinci günde hissedilemedi. TARTIŞMA Karın duvarı fıtığı tamirinin çoklu değişkenleri nedeniyle kapalı yada açık onarım üstünlüğü tartışmaları sürse de yamanın adele arkasında konulması daha uygun olduğu fikri ortaktır. Bu fikrin ışığında planlanan bu tekniğin karın içi yapışıklıkları ve lümenli organları içeren büyük fıtıklarda uygulanmasının güç olacağını ancak fıtık defekti iki cm’yi aşmayan ve organ içermeyen, obez olmayan hastalarda bu yöntemin seçilebileceğini düşünmekteyim. Bu yöntemin dezavantajlarından en önemlisi yamanın serileceği alanın diseksiyonundan dolayı uzayan operasyon süresidir. Fıtık içeriği olan yağlı dokunun tam boşaltılamadığı hastalarda seroma oluşumu beklenen bir komplikasyon olacaktır. Daha ucuz olan yamanın kullanılması nedeniyle daha düşük maliyetli bir operasyondur. SONUÇ; Nüks herni vakalarında kapalı yöntemle onarım uygun hastada önerilen bir yöntemdir. Uygun hastalarda preperitoneal alana propilen yama uygulaması daha maliyet etkin bir yöntem olarak ön planda tutulabilir.



V5
Nüks karın ön duvarı fıtığında eTEP Rives-Stoppa onarımı
Ahmet Ziya Balta, Zafer Şenol, İlker Sücüllü, Yavuz Kurt
*SBÜ Sultan Abdülhamid Han EAH, İstanbul

 

AMAÇ: Öncesinde anterior yaklaşımla tamir edilmiş ve yinelemiş karın ön duvarı fıtığında posteriordan onarım yapılarak yama konması amaçlandı. YÖNTEM: Rektus kası arka planına girilerek kılıf içerisinden periton üzerinde kalarak genişletimiş Total Ekstraperitoneal (eTEP) onarımı ile fıtık tamiri. BULGULAR: Altmış yaşında hipertansiyon ve diabeti olan erkek hastada umbilikal bölgede yaklaşık 5 cm defekt mevcuttu. Kolesistektomi sonrası port yeri hernisi nedeniyle sütür tamiri yapılan hastada ikince defa nüks nedeniyle onlay yama ile tamir yapılmış. Yama ile tamir yapılması sonrası tekrar yineleyen hastada posterior yaklaşımla eTEP tekniği kullanılarak Rives-Stoppa ameliyatı yapıldı. TARTIŞMA: Geniletilmiş ekstraperitoneal yaklaşım (eTEP) ilk olarak ingüinal herniler için önerilmiştir. Ancak zamanla tecrübe artımıyla beraber ventral herniler için de bir tedavi seçeneği haline gelmiştir. Ventral hernilerde eTEP uygulaması ilk defa Igor Belyansky ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş ve 2018 yılında yayınlanmıştır (1). Bu teknikte amaç geleneksel olarak anterior yaklaşımla fasya üzerine konulan yama yerine minimal invazif yaklaşımın tüm avantajları ile beraber iyi kanlanan bir bölgeye yama konması amaçlanmaktadır. Bu sayede kompleks karın ön duvarı fıtıklarında daha geniş yamayı intraperitoneal organlara temas etmeden ve transfasyal sütür koymadan yerleştirerek hem cerrahi stresin azalması hem de yamaya bağlı komplikasyonların azalması amaçlanmaktadır. SONUÇ: eTEP tekniği yamanın iyi vaskülarize olan bir bölgeye konularak daha az invazif yöntemle yapılan ve yamaya bağlı komplikasyonların daha az görüldüğü bir tekniktir. Referanslar: 1.Belyansky I, Daes J, Radu VG, Balasubramanian R, Reza Zahiri H, Weltz AS, et al. A novel approach using the enhanced-view totally extraperitoneal (eTEP) technique for laparoscopic retromuscular hernia repair. Surg Endosc. 2018;32:1525–32.

 

V6
Minimal invazif yaklaşımla Morgagni herni onarımı.
Ahmet Ziya Balta,  Zafer Şenol, İlker Sücüllü, Yavuz Kurt
*SBÜ Sultan Abdülhamid Han EAH, İstanbul

  

Karın boşluğu diyafragma ile göğüs boşluğundan ayrılmaktadır ve göğüs boşluğundaki negatif basınca rağmen karın içi organlar göğüs boşluğuna herniye olmamaktadır. Ancak diyafragmanın posterolateral ve anteromedialdeki zayıf noktalarından ya konjenital ya da akkiz olarak karın içi organların göğüs boşluğuna geçmesine diyafragma hernisi denmektedir. Anteromedialde ise Morgagni posterolateralde ise Bochdalek hernisi adını almaktadır. Morgagni hernisi içinde sıklıkla omentum ve kolon olabilse de ciddi olgularda mide, karaciğer ve incebarsaklarda kese içinde göğüs boşluğuna herniye olabilir. Sıklıkla solunum sistemi yakınmaları ile karşımıza çıkmakla beraber eğer fıtık içeriği boğulduğunda karın ağrısı, bulantı, kusma gibi semptomlarla başvurabilir. Görüntüleme yöntemleri ile tanısı konan olgular açık-laparoskopik, transtorasik ya da transabdominal olarak yama yardımlı ya da sütür ile onarılabilir. Bu videoda laparoskopik olarak transabdominal yaklaşımla sütür tamiri yapılan 78 yaşında bayan hasta sunulmaktadır.

 

 

V7
İnkarsere kasık fıtıklarında laparoskopik TAPP uygulamamız
Abdullah Yıldız, Hüseyin Kerem Tolan
*Sağlık Bakanlığı Ümraniye EAH, İstanbul

 

İnkarsere kasık fıtıklarında laparoskopik TAPP onarımı güvenle uygulanabilir Abdullah Yıldız, Hüseyin Kerem Tolan SBÜ Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği AMAÇ Appendix Epiloicanın (AE) fıtık kesesinde inkarserasyonu nadir görülen bir durumdur. Laparoskopik transabdominal preperitoneal (TAPP) yaptığımız olgu literatürde ikinci vaka olarak görülmektedir. Diğer olgularımız inkarsere obturator fıtık ve nüks inkarsere kasık fıtığıdır. Bu sunumda TAPP'ın inkarsere kasık fıtıklarında rolünü vurguladık. GEREÇ-YÖNTEM OLGU -1: 57 yaşında erkek hastaya inkarsere herni tanısı konularak TAPP uygulandı. Ekplorasyonda sol direkt herni kesesi içerisinde sigmoid kolon kaynaklı AE ‘nın olduğu görüldü. İnternal ring saat 2 hizasında hook ile genişletilerek nekrotik, adipoz kese içeriği batına redükte edildi. Herni kesesi Cooper'a tacker ile sabitlendi. 15x12 cm prolen yama konularak operasyon sonlandırıldı. OLGU-2: Karın ağrısı, bulantı ve kusma ile başvuran Alzheimer tanılı 79 yaşındaki hasta ileus ön tanısı ile yatırıldı. Abdomen CT’ de inkarsere obturator herni tanımlandı. Akut batın bulguları nedeniyle, hem tanısal hem de tedavi amaçlı TAPP uygulandı. Eksplorasyonda, batın içerisinde yaygın seropürülan mayi görüldü. İnce barsaklarlar distandüydü. İnce barsak ansının, sol obturator kanala herniye olduğu görüldü. Dıştan bası ve içerden grasper ile traksiyona rağmen redükte edilemedi. Göbek altı 4-5 cm kesi yapıldı. Redükte edilen 5 cm.lik ans nekrotik ve perforeydi. Genel durumu nedeniyle segmenter rezeksiyon,çifte namlu ileostomi yapıldı. OLGU-3:İki kere açık ameliyat geçiren nüks kasık fıtığında TAPP uygulamamız TARTIŞMA Laparoskopik fıtık cerrahisinin, açığa göre; hızlı iyileşme, erken mobilizasyon, erken taburculuk, ağrı, nüks, yara enfeksiyonu, intestinal adezyon ve insizyonal herni oranında azalma gibi üstünlükleri olmakla beraber ağır komplikasyonlarıda görülmektedir. Son yıllarda laparoskopik cerrahi deneyimin artması ile beraber ,acil vakalardada TEP, TAPP, Hybrid uygulamalar uygulanmaya başlandı. Laparoskopik TAPP ile, inkarsere fıtık kesesi içerisinde AE gibi literatürde nadir görülen bazı vakaların akademik ortama kazandırılması sağlanabilmektedir. SONUÇ Acil inguinal herni cerrahisinde laparoskopik metodlar gittikçe daha fazla uygulanmaya başlanmıştır. İnkarsere fıtık vakalarında TAPP daha uygun olabileceğini düşünüyoruz.

  

 

V8
Robotik kasık fıtığı operasyonu nasıl yapılıyor?
Hikmet Fatih Ağalar, Mirkhalig Javadov
*Yeditepe Universitesi İhtisas Hastanesi, İstanbul

 

Amaç: Bu sunumda fıtık ameliyatları konusunda deneyimli bir cerrahın Lichtenstein gerilimsiz fıtık onarımından, laparoskopik ekstraperitoneal - preperitoneal ameliyatlarına ve sonrasında da Robotik transabdominal preperitoneal ameliyatlara geçişine ilişkin kişisel tecrübeleri eşliğinde Robotik kasık fıtığı ameliyatları ile ilgili video görüntüleri sunulacaktır. Gereç ve Yöntem: İnguinal herni onarımı genel cerrahlar tarafından en yaygın uygulanan ameliyatlardır. Eskiden beri açık olarak yapılan bu ameliyatlar daha sonrakı yıllarda minimal invaziv cerrahinin yaygınlaşması ile beraber oldukça artan bir oranda laparoskopik ve Robotik olarak uygulanmaktadır. Burada Robotik inguinal herni onarımı sonuçları ile açık ve laparoskopik inguinal herni onarımları arasındakı farklılıkları araştırmak amaç olarak belirlenmiştir. Bulgular: Robotik cerrahinin gelişmesi sonucunda bazı relatif kontraendikasyonlar hariç tüm inguinal herni ameliyatları Robotik olarak yapılabilmektedir. Bu relatif kontraendikasyonlara daha önceki multipl abdominal cerrahi girişimler, laparoskopik herni onarımı, asit, periton dializi, pnömoperitoneum ve mesh rejeksiyonu dahildir. Tartışma: Son yıllarda robotik cerrahinin gelişmesi üzerine kasık fıtığı ameliyatları Robotik olarak da yapılmaktadır. Laparoskopik inguinal herni onarımında olduğu gibi, Robotik cerrahide Transabdominal Preperitoneal (TAPP) ve Total Ekstraperitoneal (TEP) olarak uygulanmakla birlikte genel olarak TEP yöntemi daha fazla kullanmaktadır. Ekibimizin de tercih ettiği yöntem budur. Sonuç: Açık inguinal herni onarımı ile laparoskopik ve Robotik TAPP ve TEP de ameliyat süreleri, post-operatif ağrı, işe dönüş ve rekürrensler benzerlik göstermektedir. Minimal invaziv teknikler özellikle genç, bilateral ve rekürren herni olanlarda ya da prostatektomi yapılan olgularda önerilmektedir.

 

 

V9
Eş zamanlı robotik iki taraflı transabdominal preperitoneal kasık fıtığı onarımı ve kolesistektomi deneyimimiz
Ahmet Bülent Doğrul, Nezih Akkapulu, Efe Sinan Yazıcı
*Hacettepe ÜTF Genel Cerrahi AD, Ankara

 

Amaç: Kolesistektomi ve kasık fıtığı onarımı ülkemizde ve dünyada en sık yapılan ameliyatlardandır. Cerrahi alan enfeksiyon riskine göre temiz yara sınıfındaki kasık fıtığı onarımı ile beraber temiz-kontamine bir cerrahinin birlikte yapılmasının yama enfeksiyon riski üzerindeki tartışma günümüzde de devam etmektedir. Gereç ve Yöntem: Bu videoda merkezimizde iki yıl önce laparoskopik tüp mide ameliyatı uygulanan 54 yaşındaki kadın hastada iki taraflı kasık fıtığı ve semptomatik kolelitiyazis nedeniyle uygulanan eş zamanlı robotik iki taraflı transabdominal preperitoneal kasık fıtığı onarımı ve kolesistektomi tekniği paylaşılmıştır. Ameliyatın tüm aşamalarında da Vinci Xi robotik cerrahi sistemi (Intuitive Surgical Inc. ABD) kullanılmıştır. Bulgular : Ameliyat üç robot kolu ve bir yardımcı port ile gerçekleştirilmiştir. Endoskopik kamera kolu göbek üzeri insizyondan yerleştirilmiş, yardımcı robot kolları rektus abdominis kası üzerinde orta klaviküler çizgi ile göbek deliğinin kesişim noktalarından yerleştirilmiştir. Yardımcı port sol üst kadrana yerleştirilmiştir. Ameliyat sırası sağ kasık fıtığı ve sol kasık fıtığı diseksiyonu, iki taraflı polipropilen yamanın serilmesi ve emilmeyen raptiye ile tespiti, peritonun kapatılması sonrasında “docking” işleminin yenilenmesi ve kolesistektominin uygulanması sırasıyla yapılmıştır. Peritoneal diseksiyon için kavisli monopolar makas ve fenestre forseps, kolesistektomi esnasında diseksiyon için kalıcı koter kancası kullanılmıştır. kolesistektomi esnasında safra kesesinden az miktarda safra sızıntısı olmuştur. Toplam konsol süresi yaklaşık 160 dakika süren ameliyat sonrası sorunu olmayan hasta birinci gün taburcu edilmiş ve birinci hafta, ikinci hafta, birinci ay, ikinci ay ve üçüncü ay takiplerinde cerrahi alan enfeksiyonu ve fıtık yinelenmesi saptanmamıştır. Tartışma ve Sonuç: Transabdominal preperitoneal kasık fıtığı onarımı ile kolesistektomi ameliyatları güvenli ve etkin bir şekilde robotik olarak eş zamanlı uygulanabilir. Maliyet uygunluğu açısından karşılaştırmalı çalışmalar gereklidir.

 

V10
Robotik radikal prostatektomi ile eş zamanlı uygulanan robotik iki taraflı kasık fıtığı onarımı
Nezih Akkapulu*, Ahmet Güdeloğlu**, Ahmet Bülent Doğrul*, Mustafa Sertaç Yazıcı**
*Hacettepe ÜTF Genel Cerrahi AD, Ankara
**Hacettepe ÜTF Üroloji AD, Ankara

  

Amaç: Radikal prostatektomi uygulanacak erkeklerin yaklaşık 1/3’ ünde ameliyat esnasında kasık fıtığı saptanır ve radikal prostatektomi uygulanan kişilerde kasık fıtığı gelişme riski dört kat artmıştır. Robotik radikal prostatektomi ile eş zamanlı uygulanan yamalı robotik kasık fıtığı onarımları literatürde tanımlanmış; ancak güvenilirlik ve etkinlik yönünden tartışmalar devam etmektedir Gereç ve Yöntem: Bu videoda, organa sınırlı prostatik adenokarsinomu saptanan ve iki taraflı kasık fıtığı bulunan 67 yaşında erkek hastanın robotik yardımlı transperitoneal radikal prostatektomi ameliyatı sonrası robotik olarak bileşik yama ile iki taraflı kasık fıtığı onarımının ameliyat tekniği paylaşılmıştır. Ameliyatın tüm aşamalarında Vinci Xi robotik cerrahi sistemi (Intuitive Surgical Inc. ABD) kullanılmıştır. Bulgular: Onarım, radikal prostatektomi ile aynı trokar hatları ve robotik aletler kullanılarak üç robot kolu ve bir yardımcı port ile gerçekleştirilmiş, diseksiyon kavisli monopolar makas, Maryland ve fenestre kıskaçlar ile tamamlanmıştır. Onarım için kollojen ile polipropilen bileşimli yama kulanılmış ve yama tespiti emilebilen raptiye ile sağlanmıştır. Fıtık onarımının toplam konsol süresi yaklaşık 40 dakikadır. Ameliyat sonrası sorunu olmayan hasta üçüncü gün taburcu edilmiştir. Tartışma ve Sonuç: Düşük hasta sayılarıyla yapılan geriye yönelik çalışmalarda robotik radikal prostatektomi ile eş zamanlı uygulanan yamalı robotik kasık fıtığı onarımlarının güvenli, etkin ve morbiditeyi artırmadığı gösterilmiştir. Paylaşılan hastanın taburculuk sonrası altıncı ay ziyaretinde fıtık yinelenmesi saptanmamıştır.

 

 

V11
Extended-Totally Extraperitoneal Rives Stoppa (e-TEP RS) tekniği deneyimimiz
Halil Afşin Taşdelen, Banu Karapolat
*Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği, Trabzon

  

AMAÇ: Kliniğimizde Ekim 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında Extended-Totally Extraperitoneal Rives Stoppa (TEP RS) tekniği ile ameliyat edilen olguların erken dönem sonuçlarını video eşliğinde sunmak amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Ekim 2018 ile Mayıs 2019 arasında e-TEP RS operasyonu yapılan 8 olgunun demografik özellikleri, cerrahi özellikler, komplikasyonlar ile görsel ağrı ölçeği (visual analogue scale; VAS) retrospektif olarak değerlendirilmiştir. BULGULAR: Olguların 7 si kadındır (%87,5). Ortalama yaş 59,5 , ortalama vücut kitle indeksi (VKİ) 31,44 olup, olguların 2’si (%25) nüks fıtık idi. Diğerleri ise insizyonel fıtıklardı. Olguların 4’ünde hipertansiyon, 2 ‘sinde hiperlipidemi vardı. American Society of Anestesiologist (ASA) skoru ortalaması1,75 idi. Ameliyat süresi ortalaması 195,6 dk, defekt alanı ortalaması 18,8 cm², yama alanı ortalaması 353,25 cm² idi. Olguların tümüne e-TEP RS tekniği uygulanmış olup; 2 sinde (%25) Laparoskopik İntraperitoneal Onlay Mesh – Plus’a (IPOM-Plus) geçilmiştir. Ameliyat sonrası görsel ağrı ölçeği ortalaması 3.32, yatış süresi ortalaması 2 gün idi. 1 (,5) olguda ameliyat sonrası 6. ayda nüks gelişti. Olguların hiçbirinde cerrahi alan enfeksiyonu, yara ayrışması, hematom ve seroma gibi yara komplikasyonları gelişmedi. TARTIŞMA: Extended Totally ExtraPeritoneal (e-TEP) tekniği; 2012 yılında Jorge Daes tarafından zor kasık fıtığı onarımları için tanımlanmıştır. 2018 yılında İgor Beyansky ve arkadaşları; e-TEP tekniğini; yamanın kas arkası alana konulması fikrini ortaya atan Rives ve Stoppa’nın tekniğine uyguladıkları, kıtalararası 5 merkezli, 79 olguluk seri yayınlamışlardır. Bu teknik Extended Totally Extraperitoneal Rives Stoppa (e-TEP RS) olarak adlandırılmıştır. E-TEP yöntemi; gereğinde, Dr.Juri Novitsky tarafından tanımlanan Transversus Abdominis Release (TAR) ameliyatına imkan vermekte ve Extended-Totally Ekstraperitoneal Transversus Abdominis Release (e-TEP TAR) adını almaktadır. SONUÇ: Kısa dönem sonuçlarımız ışığında; seçilmiş vakalarda, e-TEP RS tekniğinin insizyonel ve primer ventral fıtıklar için uygulanabilir, güvenli ve etkili bir seçenek olduğunu düşünmekteyiz.

 

 

V12
Nadir görülen bir herni türü olan Grynfeltt hernisinin Laparoskopik onarımı
Nihad Nazarzade, Deniz Kütük, Can Konca, Akın Fırat Kocaay, Atıl Çakmak
*Ankara Üniversitesi Genel cerrahi Anabilim Dalı, Ankara

 

AMAÇ Lomber bölgenin hernileri nadir görülen klinik durumlardır ve karın duvarı fıtıklarının yaklaşık %2’sini oluşturmaktadır. Bu nedenle tanı koyulabilmesi için dikkatli bir fizik muayene ve klinik şüphe gerektirirler. Lomber herniler lomber bölgenin zayıf noktaları olan superior ve inferior üçgenlerin deffektleridir Lomber herniler konjenital (%20) ve kazanılmış herniler(%80-90) olarak ikiye ayrılmaktadır. Kazanılmış herniler de spontan ve travmatik herniler olarak iki gruba ayrılmaktadır. Günümüzde Grynfeltt hernileri üzerine literatürde şimdiye kadar 300 civarında hasta bildirilmiştir. Sunumumuzda kliniğimize Grynfeltt hernisi tanısı ile laparoskopik transabdominal onarım uygulanan vakayı sunacağız. BULGULAR 43 yaşında kadın hasta, kliniğimize sol lomber bölgede ağrı ve şişlik şikayeti ile başvurdu. Fizik muayenede ciltaltında redükte olan herni saptandı. Yüzeyel ultrasonografide hastaya Grynfeltt hernisi teşhisi koyuldu. Hastanın geçirilmiş karın ve lomber bölge cerrahisi bulunmamaktaydı. GEREÇ VE YÖNTEM Hastaya laparoskopik transabdominal herni onarımı planlandı. Sağ lateral dekübit pozisyonunda pnömoperitoneum sağlandıktan sonra inen kolon lateral peritondan mobilize edildi. Retroperitoneal yağ dokusunu bulunan herni redükte edildi. Yaklaşık 2 cm’lik defektin üzerine polipropilen mesh serildi ve tespitlendi. Takiben mobilize edilen inen kolon lateralinde bırakılan peritonundan anatomik pozisyonuna tekrar tespitlenerek herni onarımı tamamlandı. Post-operatif 1.gün orali açılarak taburcu edilen hastanın 30 günlük takibinde herhangi bir komplikasyon ya da rekürrens gözlenmedi. TARTIŞMA VE SONUÇ Grynfeltt hernileri nadir görülen ve şüphelenilmediği takdirde gözden kaçabilen hernilerdir. Bu nedenle başta genel cerrahlar olmak üzere tüm klinisyenlerin ayrıcı tanıda düşünmesi gerekmektedir. Tedavide posterior açık, ekstraperitoneal ve transabdominal yaklaşım teknikleri mevcuttur. Biz vakamızda laparoskopik transabdominal yaklaşım ile onarımı tercih ettik. Neden olarak laparoskopik cerrahinin genel avantajları; daha kısa hastanede yatış süreleri, daha az postoperatif ağrı ve erken mobilizasyon sayılabilir. Laparoskopi konusunda tecrübeli genel cerrahlar tarafınca uygulanabilecek bu yakşalımın postoperatif daha iyi hasta konforu sağlanabileceğini düşünmekteyiz.

 

 

V13
Organoaksi̇yel mi̇de volvulusuyla semptomi̇ze dev hi̇atal herni̇
Server Sezgi̇n Uludağ, Güneş Oral, A. Kağan Zengi̇n
*İ.Ü - Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul

 

GİRİŞ: Hiatal herni ve paraözefageal herni tiplerinde uygulanabilecek, literatürde üzerinde oldukça yerleşmiş pek çok operasyon tekniği ve bunlarla ilişkili hasta serileri bulunmaktadır. Genel olarak hem açık hem minimal invazif teknikler morbidite/mortalite,komplikasyon, uzun dönem faydalanım ve semptom kontrolü açısından benzer sonuçlar yayınlamış olsa da, kısa hastane kalımı, işe dönüşün çabuklaşması, vb. nedenlerle, minimal invazif cerrahi tekniklerinin yaygınlaşması ile laparoskopik/torakoskopik yaklaşımlar son yıllarda hız kazanmıştır.Ancak acil cerrahi girişimlerde laparakopinin yeri hala istenilen yere ulaşamamıştır.Bunun sebeplerinden biri,acil cerrahide ameliyat edilen hastalarda laparokopik cerrahi için batına giriş ,eksposure ve disseksiyon zorluklarıdır. Vaka: Acil cerrahiye gastrik outlet ve solunumsal semptomlarla başvuran 68 yaşında hastaya yapılan biokımyasal tetkiklerinde özellik yoktu.Direkt grafide Akciğer diaframı eleve görünümde idi.ADBG'de mide diaframın üstünde görünmekte idi.Hastanın Batın bt de mide akut volvulusu ile uyumlu ,tip 3 mixt hıatal hernisi mevcut olan hastaya acil girişim planlandı.Özgeçmişinde HT ve DM olan hastaya, laparoskopide organoaksiyel tipte mide volvulusuile birlikte tip 3 mikst dev hiatal herni izlendi.Volvulusa bağlı konjesyon ile uyumlu görünümü olan mide laparokopik olarak hıatus hernısıınden aşağı çekıldı.Kruslar tamir edildi.Dev hiatus hernısıne mesh ile tamir uygulandı.Yönetimi zor olan bu hasta acil cerrahi de minimal invaziv girişimlerle tadavi edildi ve taburcu edildi.Kontrollerinde sıkıntısı olmayan bu hastamızı ameliyat sunmayı(video) hedefledik.Sonuç olarak acil cerrahide de hiatus hernilerinde laparoskopik/torakoskopik yaklaşımlar önerilmeli ve denenmelidir.

 

 

V14
eTEP (enhanced-view totally extraperitoneal) tekni̇ği̇ i̇le göbek ve kasık fıtığı onarımı.
Hakan Gök, Metin Ertem
*Acıbadem Kozyatağı Hastanesi, İstanbul

 

GİRİŞ: TEP ve TAPP gibi mesh kullanımı ile yapılan laparoendoskopik inguinal herni onarımı bugün tercih edilen cerrahi yöntemlerdir. Bu tekniklerde mesh'in ekstraperitoneal alana yerleştirilmesinden dolayı mesh'e bağlı komplikasyonlar nadir görülür. İlk olarak inguinal herni onarımında retromuskuler boşluğa minimal invazif yöntem olan eTEP ile girilerek preperitoneal alana mesh yerleştirilmeye başlanmıştır. Bu yöntem daha sonra ventral herni onarımında da uygulanmaya başlayarak iki taraflı retrorektal diseksiyon ve mesh yerleştirilmesi yapılmıştır. Umblikal ve sağ inguinal hernisi olan hastaya uyguladığımız eTEP tekniğini sunmak istiyoruz. MATERYAL VE METOD:Hastanın yapılan muayenesinde umblikal ve sağ inguinal herni saptandı. Hastanın önce sol midklavikuler subkostal alanda insizyon yapılarak balon trokar ile retrorektal boşluk oluşturuldu. Gaz insüflasyonu altında kaudal ve lateralde linea semilunarise kadar boşluk genişletildi. Linea seminularis medialinden 2 adet 5mm trokar girişi sağlandı. Orta hat geçilerek sağ retrorektal alan diseke edildi. Umblikus hizasında periton açılarak herni kesesi düşürüldü. Posterior rektus kılıfı kapatıldıktan sonra linea alba kapatıldı. Sağ inguinal bölgede Retzius ve Bogros alanı diseke edildi ve direkt herni saptandı. 3D endolab dynamesh 15x10cm yerleştirildi. Her iki linea semilunaris arasında pubisten epigastriuma kadar olan retrorektal alanda 20X30cm prolen mesh yerleştirilerek liquiband fix8® ile tespit edildi. BULGULAR: BMİ:27.8 olan 64 yaşındaki hastanın umblikal ve sağ inguinal herni onarımı eTEP yöntemi ile yapıldı. Ortalama operasyon süresi 120 dakikadır. Hasta postoperatif 3.gün taburcu edildi. Postoperatif komplikasyon olmadı. Ağrı skoru VAS 3 olarak değerlendirildi. . TARTIŞMA VE SONUÇ: eTEP yöntemi retrorektal alanda geniş diseksiyon alanı sağlamaktadır. Minimal giriş ile bu alan kullanılarak her iki retrorektal alan ve inguinal bölgedeki Retzius ve Bogros gibi preperitoneal boşluklara giriş sağlanabilmektedir. Bu yöntemle rekürrens ve mesh komplikasyonlarının daha az olması gibi iyi sonuçları da mevcuttur. Ayrıca mesh fiksasyonun daha az olmasından dolayı ağrı da az görülmektedir. Seçilmiş vakalarda eTEP tekniği etkin bir yöntemdir.